Roş nedir ?

Melis

New member
[color=] Roş Nedir? Bir Hikâye Aracılığıyla Keşfe Çıkalım

Herkese merhaba! Bugün sizlerle, aslında her birimizin hayatında bir şekilde karşılaşabileceğimiz, ancak çoğu zaman tam anlamıyla kavrayamadığımız bir kavramdan bahsetmek istiyorum: Roş. Ancak bunu sadece kuru bir tanımla yapmayacağım, çünkü bazen bir kelimeyi anlamanın en etkili yolu, onu bir hikaye ile keşfetmektir. O yüzden gelin, size bir hikâye anlatmak istiyorum, bu hikâye aracılığıyla hem roş kavramını hem de toplumsal hayatımızdaki anlamını daha derinlemesine anlamaya çalışalım.

Hazır mısınız? O zaman başlayalım!

[color=] Sibel ve Ali’nin Yolda Karşılaştığı Roş

Bir zamanlar, küçük bir kasabada Sibel ve Ali adında iki eski arkadaş yaşardı. Sibel, duygusal zekası yüksek, başkalarının duygularını anlamakta ustalaşmış, empatik bir kadındı. Ali ise daha çok çözüm odaklı, hızlı ve stratejik düşünmeyi seven bir erkekti. Birlikte büyümüşlerdi, ancak yaşamları onları farklı yönlere götürmüştü. Yıllar sonra, bir gün eski kasabalarındaki orman yolunda karşılaştılar.

Sibel, sakin bir tempoyla yürüyordu, etrafındaki her şeyin tadını çıkarıyordu; ağaçların gölgesinde rüzgarın hafif esişi, kuşların şarkısı… Her adımda bir parça huzur buluyordu. Ali ise yanında, hızla ilerliyordu. Ama o anın, doğanın, zamanın ne kadar önemli olduğuna dair bir farkındalığı yoktu. Hedefi belliydi, sadece oradan geçip gitmek istiyordu.

İlk başta birbirlerinden çok farklı görünüyorlardı, ama bir süre sonra aynı yolu paylaştıkları fark etti. Bir süre sonra, Ali durdu ve bir şey sordu: “Sibel, bu kadar yavaş gitmek neden önemli? Hedefe varmak bu kadar basitken, neden her şeyi bu kadar detaylı düşünüyorsun?”

Sibel, Ali’nin bu sorusuna şaşırmadı. Çünkü onu iyi tanıyordu; her şeyin çözüm gerektiren bir problem olduğunu düşünürdü. Ancak o an, Sibel bir duraklama yaparak Ali’ye dönüp şöyle cevap verdi: “Ali, yol boyunca ne kadar şey kaçırdığını fark ediyor musun? Her an, her küçük detay aslında hayatın bir parçası. Roş, hayatı tam anlamıyla hissetmek, anın içinde kaybolmak, çevrendeki dünyaya duyarlı olmak demek. Bazen sadece çözüm aramak, güzellikleri kaçırmaktır.”

Ali, Sibel’in bu cevabını bir süre sessizce dinledi, sonra biraz düşünerek sormaya devam etti: “Ama Sibel, sonuçta roş’un ne olduğunu söylüyorsun? Bu, çözümsüz kalmak mı demek? Bir kavram olarak nasıl işliyor?”

[color=] Roş: Çözümden Fazlası, Anın Tadını Çıkarmak

Sibel, gözlerini kapatarak biraz derin bir nefes aldı ve cevap verdi: “Roş, belki de tam olarak bu. Her şeyin hemen çözülmesini beklememek, bazen bir şeyleri olduğu gibi kabul edebilmek. İçindeki huzuru bulmak, belki de hedefe ulaşmak için değil, yolculuğun kendisi için var olmak. Roş, durup bakmak, neyi kaçırdığını görmek ve anı doğru bir şekilde yaşamak demek. Hayatın her parçası bir anlam taşıyor, ama anlam sadece çözümde değil, anı paylaşmakta, duyguları hissetmekte, başkalarının hislerine dokunmakta yatıyor.”

Ali, bu konuşmanın ardından biraz daha yavaşlamıştı. İlk başta Sibel’in dediği gibi, sadece hedefe varmaya odaklanmıştı. Ama bir anda, o kadar hızlı hareket etmenin aslında ona neler kaybettirdiğini fark etti. Evet, yolun sonunda bir hedef vardı ama o hedefe ulaşmak için harcanan zaman, çoğu zaman anın güzelliklerini gözden kaçırıyordu.

O sırada, Sibel’in arkasında, bir grup çocuk geçiyordu. Çocuklar, bir köpeği kovalarak neşeyle gülüyorlardı. Sibel, gülümseyerek Ali’ye dönüp dedi: “İşte roş. Çocukların oyununda, o anki sevinçte. Ya da senin gözlerindeki o meraklı bakışta. Bazen, o hedefe ulaşmak kadar, o anı paylaşmak, o yolda olmak da önemli.”

[color=] Ali’nin Dönüşüm Yolu: Bir Yavaşlama Hikâyesi

Ali, o günden sonra her şeyin sadece bir çözüm olmadığını fark etti. Hedefe varmanın ötesinde, anı yaşamanın ve başkalarının dünyasına dokunmanın ne kadar önemli olduğunu anlamaya başladı. Çözüm odaklı olmayı sürdürse de, artık sadece kendisini değil, çevresindeki insanları da anlamak istiyordu. Çünkü hayat, sadece bir yolculuk değildi; bir ilişki, bir empatiydi.

Sibel, Ali’nin değişimini fark ettiğinde, içindeki huzuru daha derinden hissediyordu. Çünkü o, roş’un ne olduğunu zaten biliyordu; bazen çözümden çok, anı yaşamak, dünyaya duyarlı olmak, gerçekten mutlu olmanın sırrıydı. Bu anlamda, her iki bakış açısının da bir yeri vardı. Ancak belki de en önemli şey, bazen durmak, yavaşlamak ve etrafındaki dünyaya bakmaktı.

[color=] Hikâyenin Ardında Ne Var?

Bu hikâyeyi, bir anlamda bizlere de bir hatırlatma yapmak için paylaştım. Hayat bazen hızla geçiyor, hedeflere varmak için çabalarken, etrafımızda ne kadar güzellik var, kaçırıyor muyuz? Roş, bir bakıma anı hissetmek, o anın içine girmek ve duygusal bağ kurmaktır. Herkesin bakış açısı farklı olabilir; kimisi çözüm arayarak hızla ilerler, kimisi ise yavaşlayıp yolu hisseder. Ama belki de en güzel olan şey, bazen hedefe varmayı değil, yolculuğu birlikte paylaşmayı bilmektir.

Sizce roş nedir? Hayatınızdaki roş anlarını hatırlıyor musunuz? Bu hikâye hakkında düşündükleriniz neler? Hedeflere ulaşmak için hızla ilerlemek mi daha önemli, yoksa o anı yaşamak mı? Yorumlarınızı ve hikâyelerinizi paylaşarak bu konu üzerine derinleşelim.
 
Üst